.
Kanlı Pazar PDF Yazdır E-posta

Bu makale 4985 defa okunmuştur.

Yazar Muzaffer ılhan Erdost   
Salı, 30 Kasım 1999 02:00
""Neden Öldürüldüler"in ikinci kitabı üzerine...
Bugün pazar. Cumhuriyet'te bir "aile" fotoğrafı. ıçlerinden biri bana gülümser gibi. "ılhan" diyorum içimden. Sanisiye gibi bir an. Bir an, Ümit Kaftancıoğlu ne kadar da benziyor ılhan'a diyorum içimden. Yalnız ılhan'a mı benziyor! Sevinç Özgüner'e de benziyor biraz.
Biraz Abdi ıpekçi'ye, Ümit Doğanay'a. Akın Özdemir, Serdar Alten sanki. Belki Orhan Yavuz benzemiyor hiçbirine. Ama ne çok benziyor Orhan Yavuz'un kalbine saplanan bıçak, Kanlı Pazar'ın sırtına saplanan bıçağa, Turgut Aytaç'a, Duran Erdoğan'ın göğsüne girmekte olan bıçağa.

Muzaffer ılhan ERDOST

Ne kadar da benziyor bıçaklar birbirine. Ne kadar da benziyor birbirine kurşunlar. Nasıl benziyor öldürenler öldürenlere. Nasıl da benziyor birbirlerine sorgularken sorgulamayanlar. Yargılarken yargılamayanlar, nasıl da benziyorlar birbirlerine, yani ipi yargının elinden, yani Doğan Öz'ün katilinin boynundan çıkartıp Doğan Öz'ün boynuna dolayanlara.Nasıl da benziyor Kanlı Pazar tuzağa düşürülmüş Malatya'ya, kapana kıstırılmış Kahramanmaraş'a, kuşatılmış Çorum'a.*Tam da "pazar"ın kanlanacağı Kanlı Pazar günü, 16 şubat 1969'da, Bugün de, Hac'dan, yani Riyal'lerin CIA eliyle banka hesaplarına taşındığı Merkez'den yazmış Mehmet şevket Eygi: "Deccallık yıkılsın, Tevhid yükselsin!" diye. Deccal: Kemal Atatürk. Deccallık: Atatürkçülük.Müslümanlara, "Komünizm küfrüne karşı derhal silahlan!" diye yazmış ve sürdürmüş: "Hamle kâfirden gelsin. Gelir gelmez savaş kösleri çalsın. Bayraklar yükselsin. Hareket başlasın." "Kızıl kâfirlerin, Deccal uşağı dinsizlerin tepelerine birer intihar uçağı gibi insin."ılhan Selçuk'un "Kanlı Pazarı Tahlili"nden okuyalım:"Üniversite gençliği 16 şubat Pazar günü "Emperyalizmi tel'in mitingi" yapacak. Yasal izinler alınmış. On bin kişilik bir topluluk Beyazıt'ta Hürriyet meydanından Taksime yürüyecek, burada konuşacak ve dağılacaklar."Sabah, sağcı ve ümmetçi gazetelerde, Müslümanlar, kâfirleri yok etmeleri için cihada çağrılıyor. "Cihad Ordusu" Taksim meydanında mevzileniyor."Beyazıt'tan yola çıkan gençlik, 16.20'de Gümüşsuyu'na varıyor. Yürüyüşçülerin bir ucu Taksim meydanına vardığı ve Taksim'de bin kişi toplandığı zaman, Cihad birliklerinin planladıkları gibi, toplum polisi tarafından yürüyüşün önü kesiliyor, gövdesi dışarıda kalıyor. Gençlerden bine yakın bir topluluk, Gümüşsuyu caddesinden kurtulup meydana girdikleri zaman, toplum polisi, yürüyüşün gövdesiyle Taksim'e girenlerin arasını kesiyor, sağ yandan saldırı başlıyor. Mevzilenmiş polis bu saldırıya yardımcı oluyor. Gümüşsuyu caddesi kesilmiş, yürüyüş kolunun dokuz bini savaş alanı dışında kalmıştır. Taksim'deki bin kadar genç, silahsız ve şaşkın Cihad birliklerinin tuzağına düşmüştür."ıkinci aşama: Toplum polisi, ınönü Gezisi cephesini açıyor. Dört-beş bin kadar saldırgan ellerinde bıçak, zincir ve sopa ile meydanda kuşatılmış bin kadar silahsız gencin üstüne atılıyor. Canlarını kurtarmak için gençler ıstiklal Caddesi ve Sıraselviler tarafına kaçmaya başlıyorlar. Toplum polisi orada barikat kurmuştur. Cihat birliklerinden kaçmak isteyen gençleri göğüslüyorlar, durduruyorlar, avı avcıya teslim ediyorlar."ışte o zaman başlıyor katliam."Hürriyet, bu planlı ve programlı katliamı, "kardeş kavgası" olarak taşıyor manşetine...Tanrım...Çünkü bağımsızlık coşkusuyla taşan, yurt sevgisiyle ülkesini kucaklayan gençliğin üzerine saldırtılan parayla tutulmuş "kabadayılar"ın işledikleri cinayetleri "kardeş kavgası" olarak nitelemek olanaklı mıydı?Kanlı Pazar'da işlenen cinayetleri, Kanlı Pazar'ın başbakanı Demirel, "Genellikle tahrike kapılan halkın karşı hareketi" olarak nitelemişti. "Tahrike kapılan bu halkın" ne olduğunu, kimlerden oluştuğunu ise, Rauf Tamer, ıstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı, bazı kabadayıları kentin dışına çıkardığında açıklayacaktı. "Memleketin en karanlık günlerinde, diye yazıyordu, anarşist gençlerin Beyoğlu'ndaki tahribat hareketlerini bunların mevcudiyetleri önlemiştir." ("Kabadayılar", Tercüman, 13 Kasım 1971.)Aynı tarihlerde, Türkeş'in yönetiminde, 45 ilde kurulmuş olan 49 kampta, Amerikalı iç savaş uzmanları, sabotaj, suikast ve benzeri dersler vermekteydi. Bu kamplarda eğitilen 250 bin komando, gerek devlet kurumlarında, gerek resmi bir kuruluş olmayan gladyo içersinde, gerek oradan oraya taşınan mobil "kuvvetler" olarak, 1 Mayıs, Bahçelievler, Üniversite, Malatya, Sivas, Kahramanmaraş, Çorum gibi kitlesel katliamlarda kabadayıların yerine görevlendirilecekler, yani kabadayılar gerekirse, kentlerin dışına da çıkarılacaktı.

BıR NıRENGı NOKTASI

Kanlı Pazar, 1963'ten 1971'e dışarıda, sokakta, 1971'den 1974'e içerde, emniyette, kontrgerillada, cezaevinde, 1974'lerden 1980'lere değin bir cinayetten bir katliama Türkiye'yi baştan başa dolaşan, ülkeyi bir askeri darbe ortamına sürükleyen bir iç savaşın nirengi noktası gibi. Kanlı Pazar parantezi 1963'te açılıyor, 1980'de kapanıyor. Kapanmaktan çok, kimlik ya da gömlek değiştirerek sürüyor.ışte Kanlı Pazar parantezinin açılışına öngelen dönemde, Kanlı Pazar'ın amacını ve hedefini açıklamaya yarayacak olaylardan bazıları:27 Ağustos 1964 - Türkiye'de Amerika ve Yunanistan aleyhine gösteriler yapıldı.9 Nisan 1966 - ıstanbul'da 6. Filo karşıtı gösteriler.8 Eylül 1966 - Gazeteci ılhami Soysal kaçırıldı, dövülmüş olarak bir tarlaya atıldı.7 Ekim 1968 - ıstanbul'da 6. Filo karşıtı gösteriler yapıldı.30 Mart 1968 - MTTB, Ankara'da "Milli şahlanış Mitingi" düzenledi. "Yasamız ordumuz - ıslamiyettir yolumuz" sloganı kullanıldı.15 Mayıs 1968 - NATO'ya Hayır Haftasında 106 öğrenci gözaltına alındı.15 Temmuz 1968 - 6. Filo ıstanbul'a geldi, göstericilerle toplum polisi çatıştı.17 Temmuz 1968 - ıTÜ Yurdunu basan toplum polisi Vedat Demircioğlu'nu pencereden attı.6 Ocak 1969 - ABD Büyükelçisi Commer'in arabası ODTÜ'de yakıldı.16 şubat 1969 - Kanlı Pazar. 2 ölü, 200 yaralı.Kanlı Pazar'ın parantezi, denebilirse, 6. Filo'yu ilk protesto eylemiyle açılıyor ve Kanlı Pazar'da, 6. Filoda simgeleşen ABD emperyalizmi karşıtı eylemler, ıslama yönelik saldırılar olarak kanlı bir biçimde bastırılmaya çalışılıyor.12 Mart 1971, kontrgerilla dönemidir, darağaçlarının kurulduğu, binlerce gencin işkenceden geçtiği, cezaevlerini doldurduğu dönemden 12 Eylül'e kadar 5388 insan yaşamını yitirecek, burada kalmayacak, 12 Eylül askeri yönetimi altında yüzlerce insan, işkencede, cezaevinde, darağacında, olmazsa sokakta öldürülecektir.Ne var ki, Türkiye, kanlı olayların girdabında ne kadar büyük bir tuzağa düşürüldüğünü ve emperyalizmin kapanına sıkıştırıldığını bilemeyecek.*Kanlı Pazar ayracı içerisine sıkıştırmaya çalıştığımız, ama yurda serpilmiş, şurada sabotaj, burada suikast, orada cinayet, ötede katliam biçiminde kendini açığa vuran, gerek Kanlı Pazar, 1 Mayıs, Üniversite Katliamı gibi toplu öldürümlerin, gerek Bedri Karafakioğlu, Ümit Doğanay, Cavit Orhan Tütengil gibi simgesel adların ve bunların aralarına serpilmiş binlerce insanın, tek bir merkezden yönlendirilerek, tek bir nedenle, tek bir amaç için öldürüldüklerini Orhan Tüleylioğlu açıklığa kavuşturmaya çalışıyor, bize ve geleceğe.Okur, geçen yıl Neden Öldürüldüler'in ilk kitabıyla kucaklaşmıştı. Alt başlığı olan "Babam neden öldürüldü anne!" sorusunu, Taylan Özgür'den Necdet Güçlü'ye, Doğan Öz'den Bedrettin Cömert'e, Necdet Bulut'tan Hakan şenyuva'ya, Cevat Yurdakul'dan Cavit Orhan Tütengil'e, Kemal Türkler'e 12 Eylül öncesi vurularak öldürülenlerden 12 Eylül yönetimi altında Mamak Askeri Cezaevinde dövülerek öldürülen ılhan Erdost'a değin, annelerin, kardeşlerin, eşlerin ve çocukların, "neden öldürüldüler" sorusunu, neden öldürüldüler sorusuyla yanıtlamaya çalışmıştı.Bu yıl, Neden Öldürüldüler? ikinci kitabıyla okura kavuşuyor. "Bu Kan Kurumaz" kitabın alt başlığı. Kanlı Pazar, Koray Doğan, Orhan Yavuz, Akın Özdemir, Bahçelievler Katliamı, Bedri Karafakioğlu, Abdi ıpekçi, Ümit Doğanay, Ümit Kaftancıoğlu, Sevinç Özgüner, bize, nasıl, niçin ve neden öldürüldüklerini soruyorlar. Sorularını yanıtlayamadığımız için, her birinin ardından bir öteki öldürülüyor. Bir ötekiyle daha sonraki arasında, adları yalnızca ad olarak o günkü gazete sayfalarının arka sıralarında belli belirsiz duran onlarca, yüzlerce adı da simgeliyor onlar.

ÜÇÜNCÜ KıTABA DOğRU...
Neden Öldürüldüler? baskı makinelerinin silindirleri arasında kâğıda dökülerek binlere ulaşmak için solurken, Orhan Tüleylioğlu, um:ag'ın ve bir yanı Uğur Mumcu'yla yaralı, bir yanı tüm öldürülenlerin acılarıyla parça parça sevgili dost Güldal Mumcu'nun yüreklendirmesiyle üçüncü kitabı, Neden Öldürüldüler!'i tamamlamaya koşuyor.Onlar varlıklarıyla, varoluşlarıyla, duruşlarıyla, davranışlarıyla birer direniştiler. Bağımsızlığın, özgürlüğün, özgürleşmenin direnciydiler. Kimi zaman tek başlarına, kimi zaman toplu olarak, kimi zaman yığınların önünde, içinde, arkasında, insanın ve insanlığın ileriye yürüyen bilgisi, bilinci, gücüydüler.Dinsel köleleştirmeye karşı, küresel egemenliğe karşı, evrensel tutsaklığa karşı, onlar, insandan insanlığa özgürlüğün ve bağımsızlığın bayrağı oldular.Bir gün alacasında, bir sabah evden çıkarken, gün boyu grevdeyken, dersten çıkarken bir ikindi üzeri, bir kır kahvesinde grubu içerken sevgilisiyle, bir pazar kızını parkta salıncağa bindirirken, düşler içindeyken, kederliyken, gülerken, konuşurken, bir kurşun sırtında, bir bıçak kalbinde, bir bombanın parçaları gövdesinde, yaşamdan koparıldı onlar.Onlar öldürüldüler.Çağdaş kölelikten özgürlüğe giden çetin yolda, işkencelerin, cezaevi baskınlarının, öldürümlerin, darağaçlarının çetin yolunda, boyun eğmeyenlerin, ezilmeyenlerin bilincinde soluk alıyor onlar, direncinde yaşıyor onlar.Neden Öldürüldüler?-2 "Bu kan kurumaz!"/ Orhan Tüleylioğlu/ Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ekim 2007/360 s.
(16 Aralık 2007)
 
 
mod_vvisit_counterBugün1078
mod_vvisit_counterDün845
mod_vvisit_counterBu hafta1923
mod_vvisit_counterBu ay13878
mod_vvisit_counterTüm1822372